Netflix, medya okuryazarlığı dersi verirse!

Netflix’in Türkiye Direktörü Pelin Mavili, kişisel sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, üç yıldır dijital medya okuryazarlığı alanında eğitim verdiklerini ve bu süreçte 76 ilde 3000 katılımcıya ulaştıklarını, 50.000 çocuğun bu çalışmalardan fayda sağladığını ifade etmektedir. Yüzeysel olarak dijital çağın sorunlarına çözüm arayan bir sosyal sorumluluk girişimi gibi sunulan bu tür projeler, derinlemesine incelendiğinde ardındaki çelişkiler ve motivasyonlar nedeniyle ciddi sorular doğurmaktadır.

Netflix, medya okuryazarlığı dersi verirse!
12 Aralık 2024 - 19:59 - Güncelleme: 12 Aralık 2024 - 20:04
Netflix, medya okuryazarlığı dersi verirse!

Netflix’in Türkiye Direktörü Pelin Mavili, kişisel sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, üç yıldır dijital medya okuryazarlığı alanında eğitim verdiklerini ve bu süreçte 76 ilde 3000 katılımcıya ulaştıklarını, 50.000 çocuğun bu çalışmalardan fayda sağladığını ifade etmektedir. Yüzeysel olarak dijital çağın sorunlarına çözüm arayan bir sosyal sorumluluk girişimi gibi sunulan bu tür projeler, derinlemesine incelendiğinde ardındaki çelişkiler ve motivasyonlar nedeniyle ciddi sorular doğurmaktadır.

Dünya genelinde 270 milyon aboneye sahip olan ve Türkiye’de 4 milyon kullanıcıya ulaşan dijital platform Netflix, Türkiye’de medya okuryazarlığı ve dijital çağda ebeveynlik gibi konuları ele alan eğitimler düzenlediğini açıklamaktadır. Ancak, Netflix’in bu eğitimlerle kendi politikalarını ve içeriklerini meşrulaştırma amacı güdüp gütmediği sorusu kamuoyunda geniş bir tartışmaya yol açmıştır. Aile yapısını tahrip ettiği, cinsiyetsizlik ve LGBT temalarını ön plana çıkardığı yönünde sık sık eleştirilerin odağında yer alan Netflix’in bu girişimi, platformun içerik politikaları göz önünde bulundurulduğunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Dahası, geçtiğimiz aylarda Filistin temalı içerikleri kaldırarak, İsrail lehindeki içerikleri algoritmalarla ön plana çıkardığı iddiaları, bu eğitimlerin içeriği ve amacına dair belirsizlikleri daha da artırmaktadır. Tüm bu gelişmeler, Netflix’in toplumsal sorumluluk mu yoksa bir algı yönetimi çabası mı güttüğü sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.
Netflix’in Çelişkili Duruşu
Netflix’in medya okuryazarlığı eğitimi düzenlemesi, platformun içerik politikalarına yönelik yaygın ve haklı eleştiriler göz önüne alındığında bariz bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Netflix, özellikle aile yapısını zayıflattığı, toplumsal normları yozlaştırdığı ve geleneksel değerleri belirsizleştirdiği içerikleriyle sık sık eleştirilmiştir. Eğer dijital medya okuryazarlığı eğitiminin temel amacı bireyleri ve özellikle çocukları zararlı içeriklerden korumaksa, Netflix’in kendi içeriklerinin bu eğitimlerde nasıl ele alındığı sorusu yanıtsız kalmaktadır. Bu durum, Netflix’in yalnızca toplumsal itibarını düzeltmeye çalıştığı ve kendi oluşturduğu sorunlara yüzeysel çözümler sunduğu algısını güçlendirmektedir.
Netflix’in bu eğitim programlarını “Geleceğin Ekranı Zirvesi” gibi etkinliklerle desteklemesi, bu girişimlerin toplumsal fayda sağlamaktan çok, kurumsal bir PR stratejisi olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir. Zirveye devlet bürokrasisinin katılımı ise süreci daha da tartışmalı hale getirmektedir. Kamu kurumlarının, Netflix’in içerik politikalarını ve toplumsal etkilerini ne ölçüde analiz ettiği, bu iş birliğine onay verirken hangi toplumsal değerleri gözettiği önemli bir sorudur. Örneğin, Netflix’in son yapımlarından biri olan ve bir jigolonun hikayesini anlatan Bir Centilmen gibi içerikler, platformun değerlerini ve stratejik hedeflerini açıkça yansıtmaktadır.
Netflix’in Politik ve İdeolojik Yönlendirmeleri
Netflix’in içerik politikalarının yalnızca bireyler üzerinde değil, toplumsal yapılar üzerinde de uzun vadeli ve yıkıcı etkiler yarattığı bir gerçektir. Aile kavramını merkezsizleştiren, cinsiyetsizleştirme ideolojisini destekleyen, ahlaki değerleri yüzeyselleştiren ve tüketim kültürünü teşvik eden içerikler, platformun toplumsal sorumluluk konusundaki güvenilirliğini ciddi anlamda sorgulatmaktadır. Ayrıca, Netflix’in politik yönü son yıllarda daha da görünür hale gelmiştir. Örneğin, Türkiye’yi Kıbrıs meselesinde “işgalci” olarak yansıtan Famagusta dizisinin yayınlanması ve Filistin içerikleri koleksiyonuna ait 32 filmin platformdan kaldırılması gibi hamleler, Netflix’in politikalarının tek yönlü bir zeminde ilerlediği eleştirilerini güçlendirmektedir. Bu durum, Netflix’in eğitim programlarının yalnızca bir PR hamlesi değil, aynı zamanda kendi politikalarını toplumsal zeminde meşrulaştırmaya yönelik bir girişim olduğunu düşündürmektedir.
Netflix’in eğitim programlarında “dijital vatandaşlık” ve “dijital çağda ebeveynlik” gibi temaları işlediği iddiası, bu girişimlerin bireylerin zihinsel ve ideolojik algılarını şekillendirme çabası taşıdığına işaret etmektedir. Netflix, bu eğitimlerde kendi içerik politikalarını merkeze alarak, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu belirleme yetkisini kendisinde görmektedir. Bu durum, platformun kendi içeriklerini meşrulaştırma çabası içinde olduğunu ve dijital medya eğitimi adı altında bir ideolojik yönlendirme mekanizması geliştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu eğitimlerin içeriği ve Netflix’in yayın politikalarıyla ne ölçüde uyumlu olduğu dikkatle incelenmelidir. Dijital medya okuryazarlığı, bireylerde eleştirel düşünme becerisi geliştirmekle kalmamalı; aynı zamanda, bu içeriklerin üretildiği ekonomik ve kültürel sistemlerin eleştirel bir analizi için bir araç sunmalıdır. Ancak, Netflix’in kendi içeriklerine yönelik eleştirilerden kaçınarak bu tür bir girişimde bulunması, samimiyeti gölgede bırakmakta ve bu girişimleri yalnızca yüzeysel bir “iyi niyet” maskesi altında sunmaktadır.



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum