Yerinde Dönüşümde %51 Çoğunluk Uygulaması Mağduriyetleri Beraberinde Getirdi
6 Şubat depremlerinin ardından başlatılan yerinde dönüşüm uygulaması, özellikle büyükşehirlerdeki kentsel dönüşüm süreçlerinde hız kazandı. Ancak bu uygulamada kat maliklerinin %51'inin onayıyla karar alınabilmesi, pek çok hak sahibinin kendi mülkü üzerindeki söz hakkını fiilen kaybetmesine yol açtı.
Yerinde Dönüşümde %51 Çoğunluk Uygulaması Mağduriyetleri Beraberinde Getirdi
6 Şubat depremlerinin ardından başlatılan yerinde dönüşüm uygulaması, özellikle büyükşehirlerdeki kentsel dönüşüm süreçlerinde hız kazandı. Ancak bu uygulamada kat maliklerinin %51'inin onayıyla karar alınabilmesi, pek çok hak sahibinin kendi mülkü üzerindeki söz hakkını fiilen kaybetmesine yol açtı.
Yasal düzenlemeye göre, bir binadaki bağımsız bölüm maliklerinin yüzde 51’inin “kentsel dönüşüm” lehine karar vermesi yeterli sayılıyor. Bu oranın sağlanması halinde diğer maliklerin rızası aranmaksızın, dönüşüm süreci başlatılabiliyor. İşte bu durum, komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan anlaşmazlıklar, kişisel çıkar çatışmaları ve güç dengeleri nedeniyle birçok kişinin sürecin dışında kalmasına neden oldu.
Komşular Arasında Ayrışma Başladı
Birçok bölgede, bazı maliklerin bir araya gelerek %51 çoğunluğu sağladığı ve diğer malikleri "görüşmelere dahil etmeden", hatta çoğu zaman bilgi vermeden karar aldığı örnekler yaşandı. Dönüşüme karşı olmayan ancak sürece dâhil edilmeyen maliklerin tepkileri giderek artıyor. Bu kişilerin bir kısmı, kendi mülkleriyle ilgili alınan kararlarda hiçbir söz hakkı bulamadıklarını, komşuları tarafından dışlandıklarını ve hukuki olarak yalnız bırakıldıklarını ifade ediyor.
Mülkiyet Hakkı Zedeleniyor mu?
Uzmanlar, bu uygulamanın anayasal mülkiyet hakkı bakımından ciddi sakıncalar doğurduğuna dikkat çekiyor. %51 çoğunluğun sağlanmasıyla, geri kalan %49’luk kesimin haklarının kolayca göz ardı edilmesinin, hem hukuki hem de toplumsal sonuçları olduğuna vurgu yapılıyor.
Ayrıca birçok hak sahibi, mülklerinin rayiç bedelinin altında el değiştirme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını ve bu sürecin adil olmayan bir zeminde yürütüldüğünü dile getiriyor.
Sosyal Uyum Tehlikede
Yerinde dönüşümün temel amacı afetlere dayanıklı, modern yaşam alanları yaratmak iken, bu sürecin sosyal dokuyu zedeleyen ve komşuluk ilişkilerini bozan bir yapıya dönüşmesi, kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor. Aynı binada yaşayan insanların birbirlerine karşı dava açmaları, sürecin dostane bir dönüşümden uzaklaştığını gösteriyor.
Hak Sahiplerinden Düzenleme Talebi
Mağduriyet yaşayan kat malikleri, yasada değişiklik yapılması, en azından %51 kararının şeffaf bir şekilde uygulanması, bilgilendirme zorunluluğu ve uzlaşma mekanizmalarının devreye alınması gerektiğini savunuyor. Sürecin daha katılımcı, hakkaniyetli ve denetimli bir biçimde ilerlemesi için başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlara çağrıda bulunuluyor.